herseyanne.com
Menü
WhatsApp Image 2026-10-23 at 22.53.13
Sağlık

Ek Gıdaya Geçişte Farkında Olmadan Yapılan 5 Hata !

Ek gıdaya adım atarken doğru bildiğimiz birçok alışkanlık, aslında miniklerin beslenme yolculuğunu zorlaştırıyor olabilir. İştahsızlığa yol açan 5 kulaktan dolma şehir efsanesini ve işin doğrusunu detaylarıyla rehberimizde keşfedin.

23 Ekim 2026

Ek gıda serüvenine ilk adımı attığımız o günleri hatırlıyor musunuz? Bir yandan içimizi kaplayan o heyecan, bir yandan da "Acaba doğru yapıyor muyum?", "Ya aç kalırsa?", "Ya midesine dokunursa?" sorularıyla gelen o tatlı telaş...

​Etrafımızdan yükselen dostça tavsiyeler de ç cabası tabii! Komşumuzun önerisi, büyüklerimizin "biz zamanında böyle büyüttük" tecrübeleri derken, kendimizi bir anda istemeden de olsa şehir efsanelerinin tam ortasında bulabiliyoruz. Aslında hepimizin tek bir amacı var: Bebeğimiz en güzel, en besleyici şekilde büyüsün. Ama bazen doğru bildiğimiz küçük alışkanlıklar, miniklerin beslenme yolculuğunu biraz zorlaştırabiliyor.

​Gelin, çayınızı/kahvenizi tazeyin; ek gıda sürecinde kulaktan kulağa yayılan o meşhur kulaktan dolma bilgileri ve farkında olmadan düştüğümüz 5 tatlı tuzağı birlikte konuşalım.

​"Gece Mışıl Mışıl Uyusun" Diye Mamaya Katılan O Bir Kaşık Nişasta...

​Bunu sanırım duymayan anne yoktur: "Akşam çorbasına, mamasına azıcık pirinç unu ya da nişasta kat, bak gör gece deliksiz uyuyacak!"

​Kulağa ne kadar cezbedici geliyor, değil mi? Özellikle uykusuz geçen gecelerin ardından... Ancak araştırmalar bize gösteriyor ki bebeklerin gece uyanmalarının neredeyse %80’i aslında açlıktan değil, tamamen onların doğal uyku döngülerinden kaynaklanıyor. Nişasta veya pirinç unu gibi gıdalar bebeğe ekstra bir besin değeri katmadığı gibi, minik midelerinde gaz ve hazımsızlık yaparak tam tersine gece daha sık huzursuzlanmalarına yol açabiliyor. Yani o mışıl mışıl uyku hayali, maalesef küçük bir mide ağrısına dönüşebiliyor.

Vitamin Deposu Sanıp Sunduğumuz Meyve Suları

​"Taze sıkılmış portakal suyu verelim, C vitamini olsun, şifa olsun!" niyetiyle uzatılan o minik bardaklar... Ne yazık ki meyvenin suyunu sıktığımızda, onun en değerli kısmını—yani lifini—posada bırakıp bebeğimize sadece meyve şekerini sunmuş oluyoruz.

​Dünya Sağlık Örgütü de bu yüzden ilk 1 yıl bebeklere meyve suyu verilmesini pek önermiyor. Lifsiz meyve suyu hem minik dişlerin erken çürümesine zemin hazırlıyor hem de erken yaşta tatlıya aşırı düşkünlük yaratabiliyor. En güzeli, meyveyi cam rendeden geçirip o güzelim lifleriyle birlikte, tane tane keşfetmesini sağlamak.

​ O Meşhur "Son Kaşık" Mücadelesi

​Kasede tam iki kaşık yemek kalmıştır ve içimizden bir ses ısrarla söyler: "O iki kaşık da bitecek!"

​Bebek başını çevirir, ağzını kilitler, hatta yemeği iter ama biz o son kaşığı yedirmek için her yolu deneriz. Oysa bebekler doğuştan harika bir içgüdüyle doğarlar: Doydukları anı mükemmel bilirler! Başını çevirmesi ya da ağzını kapatması, aslında onun diliyle söylenmiş en net "Ben doydum, teşekkür ederim" mesajıdır. Zorla verilen her kaşık, ne yazık ki yemek saatini bir sohbet ortamından çıkarıp bir güç savaşına dönüştürüyor ve ileride kronik iştahsızlığı tetikleyebiliyor.

​"Tatsız Tuzsuz Kalmasın" Şefkati

​Bebeğimize hazırladığımız o ilk sebze pürelerinin tadına bakıp "Uf, çok tatsız oldu, çocuk bunu nasıl yesin?" diye düşündüğünüz oldu mu? Çok insani bir duygu! Ama unutmayalım ki bizim yıllardır tuzla, şekerle şekillenmiş damak tadımızla onların henüz hiçbir şeyle tanışmamış pamuk gibi damak tadı bambaşka.

​Bizim "tatsız" dediğimiz sade bir kabak püresi, onun için keşfedilmeyi bekleyen yepyeni ve harika bir aroma! Ayrıca 1 yaşından önce eklenen tuz minik böbreklerini yorarken, bal ise ciddi sağlık riskleri taşıyor. Onların doğal tatları keşfetmesine izin vermek, gelecekteki sağlıklı beslenme alışkanlıklarının en güçlü temeli.

​Hepsini Karıştırıp Tek Bir "Süper Çorba" Yapmak

​Ispanak, et, havuç, patates, biraz da yoğurt... Hepsini tek bir kasede birleştirip "Bütün vitaminleri tek seferde alsın" demek çok pratik bir çözüm gibi görünüyor. Ama bu durum, bebeğin besinlerin kendi özgün tatlarını öğrenmesini engelliyor. Her şey tek bir tat gibi geldiğinde, bebek ilerleyen aylarda brokoliyi veya eti tek başına gördüğünde tanımadığı için reddedebiliyor. Bırakalım kabağın tadı kabak gibi, havucun tadı havuç gibi kalsın; tabağındaki renkleri ve tatları tek tek keşfetmenin keyfini çıkarsın.

​Küçük Bir Annelik Notu...

​Ek gıda süreci bir yarış ya da tabağı sonuna kadar bitirme sınavı değil. Bu süreç, bebeğinizin yeni tatlarla, dokularla ve kendi bedeninin sinyalleriyle tanıştığı keyifli bir keşif yolculuğu. Arada dökülecek, saçılacak, bazı yemekler reddedilecek... Çok normal! Yeter ki biz sakin kalalım ve bu güzel yolculuğun tadını çıkaralım

0 yorum

Üye ol veya giriş yap; beğen, kaydet ve yorum yap.

Yorumlar

İlk yorumu sen bırak.